iki erkekle uclum

Categories: Genel.

May 22, 2019 // By: // No Comment

KÜÇÜK KASABANIN KAHPESİ.6
Bir gecede iki erkekle sevişmenin yorgunluğuyla saatlerce uyumuşum. Gözlerimi açtığımda vakit öğleni geçmişti. Cep telefonu ısrarla çalıp durmasa belki daha da uyuyacaktım. Uyku mahmurluğuyla elimi uzatıp telefonu aldım, ekrana baktım, kocam arıyordu.

“Hasan?” dedim.

“PTT havalesi gönderdim, gidip al. Çocuklar seni bekliyor, ufaklık her gün anne diye ağlıyor…” dedi. Kısa… Soğuk… Küskün… Kırgın… Kapattı telefonu… Öylece baktım, kaldım.

Ne yapmalıydım? Gitsem mi? Başka seçeneğim yok ki…ordu escort bayan Gitmem şart… Ekonomik durumum felaket… Böyle giderse yaşayabilmek adına, zevk için değil, para karşılığı seks yapan profesyonel orospu olacağım buralarda… Diğer yandan çocukların özlemi bitiriyor beni, içimi kemiriyor… Peki gidince ne olacak? Neler yaşayacağım? Başıma neler gelecek? Kocama güvenebilir miyim? Beni nasıl karşılayacak?

Sorular… Sorular… Cevapsız sorular… Sonunda kararımı verdim. Kalkıp hazırlandım. İki parça çamaşırımı küçük çantaya koyup kapıyı kapatırken son bir kez baktım. Evime… Bir puştun kapatması olarak kaç ay geçirdiğim iki göz eve… Kırık dökük toplama eşyalarla dolu, harap görünümlü evime…

Yine de çok mutlu anlarım da olmuştu bu evdeordu escort … İlk zamanlar benimle ilgilenen, sevişen gerçek bir erkekle geçirilen geceler, gündüzler hatta… Bağıra bağıra sevişmelerimiz, kendimizi kapıp koyverdiğimiz… O zamana kadar hiç tatmadığım değişik zevkler, bilmediğim seks oyunları, yeni beceriler…

Gözlerim yaşardı, kapıyı kapatıp çıktım. escort ordu Ağlaya ağlaya postaneye gittim. Gidene kadar sakinleşmiştim. Kocamın gönderdiği havaleyi çekip garajın yolunu tuttum. İlk otobüse atlayıp İzmir’e, evime gitmek üzere yola çıktım.

Tüm yol boyunca endişeler, düşünceler beynimi kemirip durdu. Beni bekliyorlar mıydı? Ailem, komşular, çocuklarım, kocamın ailesi… Olanlardan sonra beni nasıl karşılayacaklardı acaba? Yüzlerine nasıl bakacağım? Ne diyeceğim onlara, ne anlatacağım?

Akşam saati kasabanın garajında mola veren otobüsten indiğimde kocam karşı kaldırımda dikilmiş, bana bakıyordu. Elimdeki çantayla kalakaldım. Aramızda geniş cadde, karşılıklı bakıştık.

Ne kadar sürdü bakışmamız, bilmiyorum. Sonra yavaş yavaş yolu geçip yanıma geldi Hasan… İfadesiz bir yüzle bana bakıyordu. Kıpırdamadan, donuk yüzüyle… Elini uzattı, hoşgeldin diyecek zannettim, tokalaşacak diye düşündüm. O telefondaki soğuk, uzak sesiyle,

“Çantanı alayım, çocuklar evde, seni bekliyorlar…” dedi. O beklemiyormuş, çocuklar bekliyormuş. Çantayı verdim, yan yana, iki yabancı gibi yürüdük eve giden yolda… Gözümde güneş gözlükleri, başım yere eğik, yarım adım gerisinde, takip ettim kocamı… Konuşmadık hiç… Eve geldik.

Çocuklarımla hasret giderdim ağlaya ağlaya… Öyle özlemişim ki onları… Öpüştük, koklaştık… Uyku saatleri geldi, gidip yatırdım onları, öpe öpe, koklaya koklaya…

Salona döndüm sonra… Hasan koltukta oturmuş, öylece bakıyordu bana… Hiç sesini çıkarmıyordu. Bana da karşısındaki koltuğa oturmak düştü, sessizce gidip oturdum. Dakikalarca oturduk. Bir kelime söylemeden… Yere bakarak…

“Konuşsana Hasan…” dedim sonunda…

“Ne konuşayım Güllü?”

“Konuş işte… Bir şeyler söyle… Bağır, çağır… Küfür et, orospu de, fahişe de… Konuş… İçindekini dök bana, ben de bileyim.”

“Yapamam, sana öylece orospu diyemem ben…” Sesi üzgün çıkıyordu. “Çok üzdün beni, kahrettin, mahvettin. Ama yine de kem söz diyemem sana… Dilim varmaz. Çocuklar var, çocuklarımız…”

“Keşke çocukları daha önce düşünseydin be Hasan… Şimdi dilin varmıyor ama… Ben gittikten sonra herkese anlatmışsın neler yaptığımı, en incesine kadar… Herkes öğrenmiş benim orospu olduğumu… Bilmeyen kalmamış…”

“Ne bileyim Güllü… Anlattım evet… Yaram sıcaktı daha, ne yaptığımı bilemedim. Affet beni… Boşanma dilekçesi yazdırdım, elim varıp dava açamadım. Hep bi ümidim vardı dönersin diye… Döndün işte sonunda…”

“Sen de beni affet Hasan… Çocuklar için değil, kendin için affet… Sana yaptığım her şey için, seni üzdüğüm için affet…” Elini salladı,

“Biraz zaman ver bana Güllü… Zaman her şeyin ilacıymış, biraz zaman ver. Yaram biraz soğusun. Acım azalsın.”

Beni yatak odasına gönderdi sonra, tek başıma… Kendi salonda yattı. Gecenin sessizliğinde birbirimizi dinledik. Uykuya daldığını soluk alışverişlerinden anlayabiliyordum. Bir kaç saat uyku tutmadı, döndüm durdum. Neden sonra uyuyup kalmışım.

Evden çıkmadım bir zaman… Hasan işine gitti geldi, çocuklar okula… Ben evde pinekleyip durdum. Benimkiler geldi bir hafta sonra, geldiğimi öğrenmişler… Anam, kızkardeşim… Bağrış, çığrış, sarıldık, ağlaştık. İki hafta oldu geleli, aynı monoton hapis yaşamı devam etti. Bir akşam üzeri,

“Hadi hazırlan, dışarı çıkalım Güllü…” dedi kocam. “Hava al biraz… Hep evde, hep evde… Zindana girmiş gibisin. Hasta olacaksın.”

“Olur mu Hasan? Etraf… Çıkmak istemiyorum, böyle iyiyim ben…”

“Olur olur… Kocanım ben, kime ne? Hadi, çıkalım…”

Giyinip hazırlandım, dışarıya çıktık. Kolunu uzattı, koluna girdim. Salına salına dolaştık kasabanın içinde, çarşıyı gezdik. Bizi tanıyanların meraklı bakışları tek tük, ayıplarcasına… Umursamadım. Kocamın koluna daha bir yapıştım, sımsıkı… Başını çevirip baktı, anlamıştı. Elimi okşadı.

“Aldırma… Pabuç bırakma, dik tut başını…” dedi sadece…

Dönerken Hasan rakı aldı bakkaldan, eve gelince meze hazırladım. Oturup içti bir kaç kadeh… Eskisi gibi sakilik yaptım, karşısında oturdum.

Son kadehten sonra gözünü bana dikti. Geldiğim günden beri, bunca zamandır eli elime değmemişti, ayrı yatıyorduk. Kalkıp masaya, yanına gittim, boşalan kadehine tekrar rakı, su koydum. Yanı başımda oturuyordu kadehini ayarlarken, çok yakındık birbirimize, bir karış yoktu mesafe…

Ürperdim. Belime sarılsın, kucağına oturtsun istedim içten içe… Sevsin, okşasın… Yapmadı. Sadece yan dönmüş, bana bakıyordu suskun suskun… Yanındaki sandalyeyi çekip oturmamı işaret etti, oturdum. Eteğim kısaydı her zamanki gibi, çekiştirdim ama, bacaklarım açıkta yine…

“Neden Güllü?” dedi en sonunda… Beklediğim soruyu sordu. Cevabı iki kelime değildi ki bu sorunun… Anlatmaya başlasam roman olur. Sevgisizlikten, ilgisizlikten başlasam, seks hayatımızdan çıksam ne fayda… Başım eğikti hala,

“Ne bileyim Hasan? Oldu işte… Nasıl anlatayım sana… Sanki damlaya damlaya birikti, patladı bir yerde her şey… Bent taştı, sel oldu, yıktı gitti…”

“Anama anlatmışsın bir şeyler, telefonda…” Ah… Şu kaynanama ayar verdiğim telefon konuşmamız… Elbet, hesabını vermeliydim söylediklerimin…

“Evet, konuştuk işte karşılıklı, öfkeyle, kırdık birbirimizi…” Kadehinden koca bir yudum çekti, Kadehi bana uzattı. İçmemi istiyordu. Eskisi gibi reddetmedim. Uzattığı kadehi elime aldım, ağzıma götürüp bir koca yudum rakı da ben içtim. Boğazımı yakarak inen rakının acısıyla yüzümü buruşturdum. Elini uzattı, saçımı okşadı,

“Telefonda anama Bamya demişsin benim için… Ufacıkmış. Caf…” Sustu, adını söylemekten bile kaçınıyordu Cafer’in… “Beraber gittiğin adamınki… Kol gibiymiş? Kadınlığını yaşamışsın onun yanında…? Amcığın bayram yapmış…”

“Hasan, açma artık bunları… Oldu bitti, geçti gitti…” diyebildim. İç geçirdi,

“Hiç aklımdan çıkmıyor ki Güllü…” dedi ağlamaklı bir sesle… “Kara kara düşünüp duruyorum. Hani, bamya diyorsun ya… Keşke elimde olan bir şey olsa… Tutup uzatamam ki ben bu laneti… Bu, bu kadar işte… Benim suçum ne Güllü?” Birer yudum rakı daha içtik. Saçımı okşayan elini tuttum.

“Hasanım… Bırak artık…. Şu anda yanımda sen varsın. Düştüğüm yerden elimi tutup sen kaldırdın. Öbürü, insan zannettiğim, erkek adam zannettiğim, çukurun dibine bıraktı beni yapayalnız, tekmeledi.” dedim. “Sen olmasan…”

“Nasıl kıyar sana Güllü?” dedi titreyen sesiyle… “Bu güzelliği nasıl bırakır gider insan?”

Saçımı okşayan eli boynumdaydı şimdi… Tüy gibi okşuyordu. Gerdanıma indi, parmaklarının tersiyle dolaştı bluzumun dekoltesinde… Askılı bluz vardı üstümde, omuzlarımı, sırtımı okşuyordu bebek okşar gibi, incitmekten korkarak… Kadehi kaldırıp dipledim. Başım dönüyordu.

“Hasan…” diyerek yutkundum. Sandalyede oturduğu yerde bana doğru döndü yönünü…

“Güllü…” dedi kısık sesle… Elleri göğüslerimde dolandı. Sıkar gibi yaptı. “Ohhh…” İnledim. Belime indi, kalçalarıma… Eteğimin üstünden okşaya okşaya dizlerime kadar geldi. Sonra tekrar yukarıya çıkmaya başladı on parmağıyla iki bacağımda… Yavaş yavaş… Eteğimin altına girdi parmakları… Bacaklarımın içlerini okşadı. Tekrar,

“Hasan…” diye fısıldadım. O da aynı tonda,

“Gülüm…” dedi.

Küloduma ulaştı parmakları… Sandalyeden kalkıp önümde diz çöktü aniden… Yüzünü bacaklarımın arasına gömdü. Sıcak nefesi bacaklarımdaydı. Küçük Güllü her zamanki gibi ıslanmaya başladı. Kucağımda duran başını okşadım. Parmaklarımı saçlarının arasından geçirip çekiştirdim.

“Gülüm… Ben sensiz yapamam… Asla… Burası senin evin… Gitme bir daha, beni bırakma… Ne istersen yaparım. Sen ne istersen yapabilirsin.” Gözünden akan yaşlar bacaklarımı ıslattı. Koca adam ağlıyordu.

“Yapma Hasan…” dedim saçını okşarken…

“Öyle Güllü… Ne istersen… Valla… Köpeğin olurum senin… Bırakma beni… Söv, döv, bir hatam olursa… Hatta… Ben… Ben az geliyorsam… Sana yetmiyorsam…” Sustu, başını kaldırıp yüzüme baktı. Merakla bekliyordum. Nereye gidiyordu bu konuşma böyle? Gözünün yaşını kuruladı, devam etti.

“Ne istiyorsan diyorum Güllü… Anla işte…”

“Nasıl yani? Ne demek istiyorsun Hasan?”

“Offf… Söylemesi düşünmesi kadar kolay değilmiş. Hani bamya diyorsun ya benimki için…”

“Eeee…?”

“Doymazsan… Canın büyüğünü, daha büyüğünü isterse… Hani, kol gibi dediğinden… Serbestsin. İstediğin gibi… Ama gitme bunun için… Beni bırakma… Sakın…”

Şaşırıp kalmıştım. Ağzım açık bakıyordum kocama… Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sonunda jeton düşmüştü.

“Delisin sen…” dedim gülerek… Eğilip saçlarını öptüm. Okşadım. O da saçımı okşayan elimi okşadı. Avucumu çevirip içlerini öpücüklere boğdu.

“Oh benim güzel karım… Deliyim. Senin için deliyim ben…”

“Aptal şey… Dediğini yaparsam kıskanmayacak mısın beni? Benim başkasına gitmeme izin mi vereceksin yani?” Hala ellerimi öpüyordu sürekli…

“Çok düşündüm Güllü. Bilmiyorum. Belki ilk başta burulurum, kıskanırım belki de… Ama… Seviyorum seni be kadın… Anlasana beni… Senden ayrılamam, ölürüm diyorum sana… Yeter ki sen mutlu ol…”

Sustu. Yüzüme bakıyordu. Ne söyleyeceğini, nasıl söyleyeceğini tartar gibiydi. Ben de susup konuşmasını bekledim.

“Başkasına gitme meselesine gelince… Öyle değil de… Senin gitmeni istemiyorum. Bin türlü tehlike var dışarıda… Bir şeyler düşünelim. Sen gitme. Başkası sana gelsin, buraya, evimize…”

Nerdeyse gözlerim yaşaracaktı benim de… Bunca yıllık kocam bana olan sevgisini ilk defa bu kadar belli ediyordu. İlk defa beni sevdiğini söylüyordu açık açık… Hem de ne sevgi… Beni, sevgili karısını bir başka erkekle paylaşmaya razı olmuş vaziyette… O derece…

Hala önümde diz çökmüş, başını kucağıma koymuş vaziyette duruyordu. Bacaklarımı araladım. Kirli sakalları batıyordu bacaklarımın arasına… Cafer olsa çoktan külodumu çıkarıp diliyle amımı yalamaya, emmeye başlamıştı. İki haftadır özlemiştim o tadı, o zevki… Alışmıştım fena halde… Yaşamalıydım. Şimdi de tatmalıydım. Saçlarından tutup biraz yukarıya kaldırdım başını… Uysal bir kedi gibi uydu bana…

Sandalyede doğrulup kalçamı kaldırdım, külodun yanlarını tutup aşağıya sıyırdım. Eteğimi yukarıya çekip yerime otururken külot dizlerimden ayak bileklerime kaymıştı bile… Sandalyenin iyice ucuna kayarak ayaklarımı iki yana açtım. Önümde diz çökmüş, parlayan gözlerle bana bakan kocamın başını tekrar kucağıma çektim. Yüzü, ayrık bacaklarım sayesinde kadınlığımla karşı karşıya kalmıştı.

“Hasan…” dedim. “Öp beni…”

“Peki…” dedi sadece… “Sen ne istersen…”

Hiç yapmamıştık bunu kocamla… Amımı yalamamıştı hiç… İlk kez yapıyordu. Dudaklarıyla öptü dışından, kenarlarından… Sol elimi araya sokup am dudaklarımı ikiye ayırdım, sağ elimle saçlarını tutup kendime çektim. Ağzını kendime yapıştırdım iyice… Sıcak dudaklarının teması bitirmişti beni…

Artık kocamın benim için ne düşüneceğini, ne diyeceğini umursayacak halim kalmamıştı. Azgınlığım tavan yapmıştı iyice… İstediği kadar “orospu neler öğrenmiş iki ayda” diye düşünsün. Zaten kendisi başka erkekle sevişmeme izin vermedi mi?

“Ohhh… Hasan… Öp… Benimle öpüşür gibi yap… Öpüş, dudak dudağa öpüş onunla Hasan… Ooohhh… Yala… Amımı dille… Yala kocacım….”

Yüzüme baktı şöyle bir… Gözlerimle yalvardım adeta… Nasıl istediğimi gördü. Başını eğip dudaklarını amıma yapıştırdı sonra da… Emdi, emdi, yaladı, yaladı… Ben boşalana kadar durmadı hiç… Dili, dudakları çalıştı sürekli… Kasılmaya başladığımda bile bırakmadı yaptığı işi…

“Aahhh… Geliyorum… Bitirdin beni Hasan… Ooohhh… Dilin bitirdi beni kocam… Ooohhhh…” diye diye, inleye inleye, saçlarını çekiştire çekiştire orgazm oldum. Dakikalarca…

Başını kaldırıp beni izlediğinde bile hala kasılmalarım ara ara devam ediyordu. Zevkten bitmiştim. Eğilip başını kendime çektim. Zevk suyumdan ıslanmış dudaklarına sıkı bir öpücük kondurdum. Az önce am dudaklarımla öpüştüğü gibi öpüştük kocamla… Dilimin ucunu dudaklarında gezdirdiğimde bu kez inleme sırası kocamdaydı.

“Gel…” dedim ayağa kalkıp elinden tuttum. Kocamı da ayağa kaldırdım, sarıldım, tekrar ayakta öpüştük. Elimi gömleğinin düğmelerinin arasından göğsüne götürmüş okşuyordum bir yandan… Öpüşmeye doyunca,

“Hadi aşkım…” dedim dudaklarımı ayırıp, “Yatağımıza gidelim.”

Aslında öyle azmıştım ki, oracıkta, ayakta sarılıp sevişmek istiyordum sabırsızca… Bir an önce içime girsin, içimde gidip gelsin istiyordum.

Fakat, biliyordum ki, kocamın ölçüleriyle bunu yapabilmek imkansız gibi bir şeydi. Onun yerine yatak odasına doğru çekiştirdim. Yatağa kendimizi attığımızda üstümüzde ne varsa sıyırıp atmıştık. Üstüme çıkmaya yeltendi, durdurdum. İlk günden beri yapmaya alıştığı şeyi yapmasını istemiyordum. Bacaklarımın arasına girip işini bitirmesini, benim amımda kendini tatmin etmesini bekleyemezdim artık…

Göğsünden itip sırt üstü yatırdım. Dudaklarından öptüm. Öpüştük. Sonra öpe öpe aşağılara indim, karnına, kasıklarına… Dudaklarımla, dilimle dolaştım her yerinde… Az sonra bamyası ve torbaları da aynı ilgiden nasiplendiler. Dilimi kocaman uzatıp ıslak ıslak yaladım sikini, her yerini…

Başını koyduğu yastıktan hafif kaldırmış, şaşkınlıkla, inleyerek beni izliyordu. Köyden aldığı karısının neler yaptığına bakıyordu.

“Bırak Güllü…” diye inledi sonunda… “Gelmek üzereyim. Bırak…”

Bırakmadım, devam ettim. Boşalmaya başladı. Ağzımın içine attırmaya başladı menilerini… Bitene kadar emdim, yaladım, tertemiz yaptım sikini… Boşalınca daha bir küçülen, kabuğuna çekilen aleti bacaklarının arasında kayboldu iyice… Bıraktım, başımı kocamın göğsüne koyup kollarının arasında yattım öylece… Hasan sırtımı, saçlarımı, her bir yerimi okşadı. Kedi gibi gerine gerine uykuya daldım.

Sabah erkenden uyandım. Kocam çıplak, yan dönmüş, uyuyordu hala… Sessizce kalkıp çocukların kahvaltısını hazırladım. Ses çıkarmadan yedirip okullarına gönderdim. Sonra soyunup tekrar yatağa daldım, kocamın yanına… Çıplak vücuduna sarılıp uyudum.

Kızarmış ekmek kokusuna uyandım bir zaman sonra… Yatağın yanına küçük balkon masasını getirmiş, kahvaltılıklarla donatmıştı kocam… Reçeller, bal, süt, çay, peynirler, kızarmış ekmek dilimleri, yumurta, salam, sosis, pastırma… Mutlulukla, gerinerek doğrulup, yatağın kenarına kaydım, masanın başına oturdum. Üstüme hiç bir şey giymeden, Havva ana kılığında obur gibi saldırdım kahvaltı masasına… Hasan da karşıma oturmuş, yemekten çok beni izler gibiydi. Güle oynaya kahvaltımızı yaptık yatak odasında…

Kahvaltı bitince banyoya gidip dişlerimi fırçaladım, duş alıp geldim. Masa toplanmış, kocam yatağa girmiş, beni bekliyordu. Elini uzattı,

“Gel canım…” dedi. “Şu ayrı geçen bir kaç ayın acısını çıkart bana…”

About

Browse Archived Articles by

Related

Sorry. There are no related articles at this time.

Leave a Comment

Your email address will not be published.


bursa bayan escort bursa escort bursa escort bursa escort live bet bahis güvenilir bahis illegal bahis canlı bahis bahis siteleri canlı bahis online betting sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort eryaman escort sakarya escort maltepe escort